sıradanbirçarşambasabahı
Bizi Biz Yapan Hikâyeler'i küçük küçük okuyabiliyorum. Zira haftalık romanlar (modern 8 dersi için) ve master doktora derslerinin okumaları fazlasıyla haftamı dolduruyor. Haftada iki gün dersim olduğunu söylediğimde insanların yüzündeki ifade geldi bak şimdi aklıma. Neyse. Biz alıntılara geçelim:
"Kötü günlerimde, öz imgemin zayıf olduğu zamanlarda, kendime iyi günlerimde anlattığımdan daha farklı bir hikâye -trajik bir hikâye diyebiliriz- anlatırım ve bu hikâye dünyayla tüm ilişkilerimi etkileme gücünde olur."
"Örneğin anne ve babalarımızla öbür sevdiklerimiz en baştan itibaren bizim hakkımızda hikâyeler anlatırlar, bunların büyük kısmı hayatımızı bundan sonra nasıl yaşayacağımız (ya da yaşamayacağımız) konusunda kendi kendini gerçekleştiren kehanetler olarak işlev görür."
Şimdi bu iki alıntı böyle çıplak haliyle klişe geliyor biliyorum. Ama Randall'ın örnekleri kafamda bir şeylerin yerini sağlamlaştırdı ve beni bazı direndiğim şeylere ikna etti. Aslında farklı şeyler söylediği yok. "İyi düşün iyi olsun" tarzı bir savsataya bilimsel gerekçeler sunuyor gibi düşünebiliriz. İyi düşünmek yetmeyecek tabii, iyi bir hikâye anlatmak gerekecek. Hem kendimize hem çevremize. Burada tek etkenin kendimiz olmadığını da söylüyor tabii, çevre faktörünü kaldırıp atmamış çoğu kafasız gibi. Ailemizin bizim için anlattığı hikâyeler, arkadaşlarımızın, çocuklarımızın, öğrencilerimizin, mesaidaşlarımızın ve saire ve saire...
Kendimizi anlatma konusunda ketum olma meselesine de değiniyor, daha o bölümün başlarındayım. Çoğu insanın buna direnemediğini, bunun biraz da içgüdüsel olduğunu söylemiş. Hani kendimizle dalga geçiyoruz ama aslında kendimize kızıyoruz ya "oversharing" için. Ketum olanların da zarar görme korkusundan bahsediyor ama gün sonunda daha zararlı çıkabileceklerini söylüyor.
Bu arada ne fark ettim. Ben galiba kitaplar bittikten sonra pek yazmayı, konuşmayı sevmiyorum. Bir işin ortasındayken daha heyecanlı daha iştahlı oluyorum onu anlatmaya. Daha başında olduğum bölüm hakkında niye yazıyorum ki diye kendimi durdurmaya çalıştığım an fark ettim. Çünkü yanlış anladığım, yanlış yorumladığım şeyler olabilir. Aman olsun. Kendi çalıp kendi oynadığım bir alan yaratmışım şurda, kime ne.
*
Bugün biraz Yitirilen Cennet'le ilgilenmeliyim aslında. Sırf bu yüzden Esat Mahmut'la uğraşasım var. Ah erteleme sanatı! 4 Ağustos'a kadar geldim bu arada. Son 27 tefrika! Ha gayret bakalım...
*
Veronika Kissova çizimlerinden bir taklit daha:

Yorumlar
Yorum Gönder