Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
 Bugün ilk master öğrencimi mezun ettim. Burada da dursun, tarihe not düşeyim istedim. 
Resim
 Kitabı daha çok sevmiştim. 
Resim
 Ne oluyor da bir sabah birden bire uyanıyoruz ve mutsuzuz. Ya da içimiz içimize sığmıyor, tüm dünyaya sarılasımız geliyor durup dururken? Bir şarkıyı üstüste beş yüz kez dinledikten sonra beş yüz birincide bizi durduran ne oluyor? Sevdiğimiz bir insandan neden birdenbire sıkılıyoruz? Bizi gülümseten şeyler nasıl oluyor da birden batmaya başlıyor? Ne değişiyor? Ağzımıza pırasa sürmezken birden tabak tabak yemeye başlıyoruz mesela ya da ne bileyim çay yerini birden kahveye bırakıyor. Hayatımızın kontrolü bizde mi gerçekten, tüm bunlar olabiliyorken? Havaya, hormonlara, yaşa, çevreye göre her şey hızla değişirken sabit durmaya çalışmak neden? Herkes hızla koşarken biraz dinlenmek yahu, biraz nefes almak. Hepsi bu. 

21.18

Resim
 Erken kalkınca günün verimli de geçse, işlerin erkenden bittiğinden, boş boş kalıyorsun. O zaman da verimli geçmemiş gibi geliyor. Öyle bir his. Oysa ki çalıştım, Vejetaryen'i bitirdim, dışarı çıktım, bir yerde oturup yine çalıştım, markete gittim, mercimek çorbası pişirdim, çamaşırları attım, balkonda keyif yaptım... Saat daha 9. Yapacak iş olmadığından değil, elbette yapacak iş var da. Gün böyle sanki 24 saatten fazlaymış gibi geliyor. Sivas'tan döndüğümden beri uyuyordum nerdeyse, bugün biraz kendime geldim. Gerçekten yaşlanmışım.  H.'nin dediğini yaptım, "küçürek" öykü yazdım. Hiç de sevmiyorum bu küçürek lafını. Bakalım ne zaman fark edecek :) Bugün Gözde'nin doğum günü. Şahane bir doğum günü geçiriyor, masal gibi bir yerde şu an. Cesaretini toplayıp gitti, onunla gurur duyuyorum. Bazı şeyler hak edilmeyi bekliyor demek ki, o da sonuna kadar hak etti. Vejetaryen'e gelirsek... Ortalama bir kitaptı. Tek kitaptan bir yargıya varmak elbet istemem ama Nob...
 Bugün benim doğum günüm.dü.

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar

Resim
  Gidiş  10.24 - Unuttuğum bir şey var mı? Çantam çok mu ağır oldu? Uzun zaman sonra fotoğraf makinemle bir seyahate çıkıyorum. Hava berbat görünüyor ama yine de heyecanlıyım. Arkadaş yönünden ne kadar şanslıyım. Memleketin her köşesinde bir dostum var ve kapıları hep açık. Öğrenci yönünden de şanslıyım. Pazartesi günü öğrencilerim bir pastayla daldılar içeri. Almayı isteyip almayı ertelediğim kitapları hediye ettiler. Etrafım güzel insanlarla çevrili. Kahve demlenmiş olmalı. Artık kalkıp termosa doldurmalı ve yavaştan evden çıkmalıyım. Umarım garda park yeri vardır. 13.13 - Tren Ankara'ya yaklaşıyor. İnmemek garip geliyor. Aynı zamanda güzel :) Restorant bölümündeyim. Çay içip kitap okuyorum. Cam kenarından yolu izleyeceğim Ankara sonrası. Gürültülü Yalnızlık çok değişik bir kitap. Biraz mide bulandırıcı, biraz sıkıcı ama okutuyor kendini. Tatlı bir uyku da bastırmadı değil. Gözlüğüm yanımda değil, keşke göz damlamı yanıma alsaydım.  13.35 - Ankara, Mamak'tan sonra dökün...

bu hafta izlenenler

Resim
 
 Öykü yazmak için buluştuk, nehir kenarına geldik. Bir kafeye kurulduk. Şirin bir yer. Ne yazacağım? Denemek için burayı açtım.  Yok. Aklıma tek satır gelmiyor.  
 Tren garına erken geldiğim zamanları birbirine eklesem de yeni günler doğursam, o günlerle ne yapardım? Sanırım bir treni beklerdim yine, bir gar bahçesinde.
 Selçuk Altun'un Kitap İçin 1'i bitince bir romanını sipariş etmiştim, ona başladım: Annemin Öğretmediği Şarkılar.