Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar
Gidiş
10.24 - Unuttuğum bir şey var mı? Çantam çok mu ağır oldu? Uzun zaman sonra fotoğraf makinemle bir seyahate çıkıyorum. Hava berbat görünüyor ama yine de heyecanlıyım. Arkadaş yönünden ne kadar şanslıyım. Memleketin her köşesinde bir dostum var ve kapıları hep açık. Öğrenci yönünden de şanslıyım. Pazartesi günü öğrencilerim bir pastayla daldılar içeri. Almayı isteyip almayı ertelediğim kitapları hediye ettiler. Etrafım güzel insanlarla çevrili. Kahve demlenmiş olmalı. Artık kalkıp termosa doldurmalı ve yavaştan evden çıkmalıyım. Umarım garda park yeri vardır.
13.13 - Tren Ankara'ya yaklaşıyor. İnmemek garip geliyor. Aynı zamanda güzel :) Restorant bölümündeyim. Çay içip kitap okuyorum. Cam kenarından yolu izleyeceğim Ankara sonrası. Gürültülü Yalnızlık çok değişik bir kitap. Biraz mide bulandırıcı, biraz sıkıcı ama okutuyor kendini. Tatlı bir uyku da bastırmadı değil. Gözlüğüm yanımda değil, keşke göz damlamı yanıma alsaydım.
13.35 - Ankara, Mamak'tan sonra döküntü.
15.57 - Varmak üzereyiz. Yol bomboş, aynı manzara eşliğinde bir yokluk. İnternet çekmiyor. Kitap gözlerimi çok acıtınca bıraktım. Biraz dizi. Biraz müzik.
22.28 - İyi geceler :)
Dönüş
10.35
Ankara'dayım. Bir saatlik bir aktarma var, çay içiyorum. Rüzgar gibi bir Sivas geçti. Detaylarını ve fotoğrafları eve gidince ekleyeceğim.
Sabah uyuyakalır da treni kaçırırım diye o kadar sık uyandım ki, sersem gibiyim. Hafif çişeliyordu, önce şemsiye açtım, iyice azalınca kapadım. Biraz ıslansam ne olacak. Sivas'tan aldıklarım yüzünden iki çantamın ağzını da zor kapattım. Dönüşler hep böyle oluyor. Erkenden gara gittim, trene oturdum, uyumaya çalıştım ama sanırım yarım saat falan dalabildim. O da yetti gerçi. Sonrası çay kahve dizi. Evime gitmek, güzel sıcak bir duş, sonra iş güç. Çalışmam gereken çok şey var.
10 dakikaya tren kalkacak. Çayımı bitireyim. Devam ederim.
Gelişme
Eveeet gelelim asıl meseleye. Mihmandarım, kıymetli arkadaşım H. aldı beni gardan, 2 gün boyunca yedirdi içirdi gezdirdi sağ olsun. Son akşam kafede doğum günü tatlısına mum bile diktirdi :)) Sağ olsun, ben yine kendimi çok şanslı hissettim sayesinde.
Gökmedrese, Çifte minare, Şifaiye medresesi, Çerkez'in kahvesi, üniversite bölgesi, Sivas kongresi binası, Hamidiye parkı, kale... Dolaştık hepsini. Kongre binasını çok beğendim. İçinde çok bir şey yok tabii, ellerinde pek malzeme yok belli ki ama ona rağmen iyi iş çıkarmışlar. Gökmedrese'nin işlemeleri harikaydı. O klasik Anadolu şehrinin her bir yerinden tarihi bir binanın kafasını uzatmasına bayıldım. Tek sıkıntı havaydı. Güneş, rüzgar, yağmur, dolu... hepsi birden üstümüze üstümüze geldi. Yordu sahiden.
Sahafa da uğradık. Tabii ki Sivas hatırası olacak kitaplar koyacaktım çantama. Bir kısmı da hediye :)
Fotoğrafları ekleyesim yok çünkü orijinal pek bir şey çekemedim. Daha fazla ne yazayım, işte bu kadar. Geldik, gördük, döndük :P
-son-


Yorumlar
Yorum Gönder