21.25
Kıskanmak bitti. Üstüne filmi de izledim. Unutmadan birkaç not almak istedim buraya.
Kitabı üçüncü okuyuşum. İlkini meraktan, ikincisini doktora tezi için okumuştum. Zihnimde daha iyi bir roman olarak kalmış. Bu sefer niyeyse gözlerim hep kusurlara odaklandı. Seniha'nın takıntılı kıskançlığı baştan bana biraz paranoyaklık gibi geldi. Zira metin hep onun gözünden ilerliyordu. Öyle devam etse orijinal olabilirdi. Sonra sonra Tanrı bakış açısı girdi devreye ve Seniha'yı doğruladı. Ama sanki aynı kişilermiş gibi doğruladı, bu dikkatimi çeken ilk kusur. Yani iki kamera var ama tek kamera gibi. Anlatamadım da neyse. Romanın sonu fazlalık. Mükerrem'in gemide tesadüfen karşısına çıkması abartı. Halit'in arka planı çok donuk. Seniha'nın gözünden okuyunca tamam, donukluklar, kopukluklar normal. Ama işte arada devreye giren Tanrı kamerası işi bozuyor. O hiç devreye girmeseydi... Öte yandan dildeki donukluk, soğukluk çok iyi bence. O atmosferi veriyor.
Filme gelince... Daha önce izlediğimde beğendiğimi hatırlıyorum. Bu sefer tam kitabın üstüne izleyince, baya rezil bir şeymiş gibi geldi. O kadar kopuk, boşluklar o kadar anlamsız ki. Karakterlerin davranışları havadan geliyor sanki, her şey birdenbire ve manasızca oluyor. Seniha'nın hiçbir duygusu yüzünden okunmuyor, tamam. Ama kitapta karman çorman olan iç dünyasını filmde yansıtmanın bir yolu olmalıydı. Bu haliyle saçma sapan görünüyor. Kitabın sonu değiştirilmiş. Seniha'nın son darbesi yumuşatılmış, bir karşılaşma hazırlanmış, Mükerrem'in ortaya çıkışı silinmiş.
Kitaptan hemen sonra okuduğum için mi bilmiyorum. Oyunculuklar da kötü geldi bana ama kötü olması sanki kitabın ruhuna da uygun gibi. Tüm o diyalogların yapmacıklığı falan. Bilemedim. Nergis Öztürk gerçekten iyi ama diğerleri... Ne Mükerrem güzel bir kadın ne de Nüzhet güzel bir erkek. Nuriye görgüsüz, hantal biri değil aksine zarif ve kültürlü. Bu detaylar her şeyi mahvediyor gibi geliyor bana. Çünkü orada figüran gibi görünen karakterlerin simgelediği bazı şeyler var, bunlar görmezden gelindiğinde ruh kayboluyor sanki. Orhan Pamuk boşuna Masumiyet Müzesi'nin setinde nöbet tutmamış. Bunlar önemli çünkü.
Öyle işte. Tüm günüm bu metnin atmosferi içinde, evde kapalı geçti. Ruhumun daralmış olması normal.

Yorumlar
Yorum Gönder