23.00

Çarşamba akşamı başladığım roman bu akşam bitti. Bir romanın hızlı okunabilmesi, değerinden düşürür mü? Sadece zor olan şeylere saygı duyduğumuz gerçeğiyle bağlantılı muhtemelen bu da. Zor okunan kitaplar, zor anlaşılan hocalar, zor elde edilen aşıklar... Bir kitabın edebi değerini belirleyen nedir? 

Ayfer Tunç da sanırım edebi yönü hızla zayıflayan yazarlardan biri. Ama iyi bir hikâye anlatıcısı olduğu kesin. İnsan bir solukta, merakla okuyor onu. Bu kitaptan da bir Kapak Kızı üçlemesi çıkabilir sanki. Eyşan'dan dinlemek ikinci cilt, E.'den dinlemek üçüncü cilt. Ya da başka bir versiyon: Ayhan'dan dinlemek ikinci cilt, anneanneden dinlemek üçüncü cilt. Adı aklıma gelmedi şimdi :) 

Hikâye biraz zorlama gelmedi değil. Neredeyse bir aile dizilimi havası falan. Ama içinde bir yerlerde saklı güçlü bir eski Ayfer Tunç hikâyesi vardı yine de. İyi geldi. Okur kitlenmelerini çözecek cinsten bir romandı özetle. Vakit kaybı mı? Değil. Okunmasa olur mu? Olur. 

*

Emine Semiye'nin Muallime'sine bakmalıyım. Vaktim çok daraldı. Bir yandan makale ile uğraşmalı, diğer yandan Othello'ya hazırlanmalı, bir diğer yandan yeni dersimi planlamalı ve fırsat buldukça EMK düzenlemeliyim. Bense tüm gün tembellik ediyorum. Şehirden şehire savrulan, kendini boş işlerle oyalayan bir kişi. 

*


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar