12.09

 


Paradise Lost gerçekten zor bir metin. Birinci kitabı bitirdim. Devam edecek motivasyonum yok. Yiğit Yavuz'un konuk olduğu bir programı izledim, yaklaşık bir saat. Kitabı sesli kitap desteğiyle okumaya karar verdim, sonlara doğru iyi oldu. Bu metin için bir üç haftam kaldı ve çok iyi bir iş çıkmasını istiyorum. Bakalım...

Öte yandan bu hafta Abdülhak Şinasi haftası. Fahim Bey ve Biz'e yeniden başladım. Ne tatlı kitap, ne şahane bir dil. Altını çizdiğim iki cümleyi buraya yazmak istedim:

"İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususî boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır."

ve

"Zira, daima böyle, başkalarına acıdığımızı sanarken bile, içimizden mutlak biraz kendimize ağlarız."

Bugün keyfim yerinde, baş ağrısıyla uyanmama rağmen. Canım Arveles. Enerjim yüksek, çarşıya inesim, insan göresim, bir kafeye oturup saatlerce yazasım var ancak hava nasıl soğuk. Kararsız kaldım ne yapsam diye. Bir yandan resim kursu için ihtiyacım olan malzemeleri de alırım aslında gitsem. Belki sahafa, S.'e falan uğrarım. Hadi kalk, sıkı giyin, in çarşıya. Kendine bir güzellik yapar, arabayla gidersin. Otoparklarda yer vardır umarım. Deneriz. 

Ve sen,

Biliyorum içinde bir yerde boşluk var. O boşluğa ad koymak da istemiyorsun. Onunla ne yapacağını bilmiyorsun hatta onu sevip sevmediğini bile anlamadın henüz. Beyaz, sakin bir kedi gibi dönüp duruyor etrafında. Dokunmaya kalksan kaçar belki. Belki tırmalar. Belki de usulca başını uzatır. Bilmiyorsun. Uzaktan izliyorsun şimdilik. Öğreneceğiz birlikte. Sen izin verirsen eğer.  

*İlüstrasyon: Ethem Onur Bilgiç 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar