2204
Orhan Pamuk'un İstanbul'una başladım. Daha doğrusu önceden başlamıştım da birkaç sayfa okuyup bırakmışım. Devam ediyorum, çok da keyifle gidiyor. Trende soluksuz okudum. Evde de devam ettim. İstanbul öncesi biraz böyle şeyler okumak istiyorum. Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi'ni de sipariş ettim. Bir şehri her yaşta yeniden keşfetmek güzel. Buna uygun da yeryüzünde çok az şehir vardır sanırım. İstanbul'u büyüleyici bulma meselesi de geçen sene başladı bende. Biraz müzeler, biraz kitaplar yüzünden. Ama en çok Meşher'den sanırım. Neyse. Pamuk, ressam Melling'ten bahsediyor uzun uzun. Reşat Ekrem Koçu'nun Hatice Sultan ile Ressam Melling'ini listeme aldım. Bir de Nadir'den Melling'lere baktım. Bazıları binlerce liralık nadir eserleri. Gravürleri ise 15-20 liralık şeyler. Elbette baskı ama olsun. İstanbul'da denk gelirsem alacağım. Bir tane daha gözüme kestirdim, 30-50 lira arası değişen bir Atlas dergisi eki: Melling çizimleriyle İstanbul ve Boğaziçi. Bu yıl tarihe merak saldım. Elimdeki makaleyi bitirince (elbette önce başlamam gerekiyor) tarihle edebiyatı birleştiren bir makale planlayacağım. Şimdiden birkaç taslak hazırladım, fikir olarak yani. Tüm o sokaklar, binalar, insanlar, kıyafetler, kitaplar, plaklar, eşyalar... Nasıl heyecanlanıyorum, nasıl gözlerim ışıldıyor. Tarih büyülü bir dünyaya dönüşüveriyor birden. Keşke bu heyecanımı paylaşabilsem birileriyle. Birlikte keşfetsek, birlikte adımlasak sokakları, okusak ve konuşsak... Oysa her yıl biraz da küsüyor içimdeki Deniz etrafına.
*
Bak yine olumsuz bir şey buldum çıkardım, olmaz böyle :) Hava çok çok soğuk. Zehir gibi soğuk ifadesini düşünüyordum geçen, ne kadar güzel ve yaratıcı. Şehir kocaman bir buzdolabına dönmüş. İstanbul'a kar yağmış bugün, herkeste bir bayram havası. Ankara ve Eskişehir ise kupkuru ve donuk. Offf nasıl yazasım var nasıl ama sanki burada değil, burada olmaz.
*
Bu arada nergis ne kadar pahalı yahu. Onu güzel yapan şeylerden biri de sokak aralarında üç kuruşa satılan gösterişsiz bir çiçek oluşundaydı. Her şeyi nasıl hızla tüketiyor ve çirkinleştiriyoruz. Sevdiğim her şey elimden alınıyor sanki, öyle bir his. Pis bir şeyler bulaşmış gibi.
*
Neyse ben İstanbul'a geri döneyim.

Yorumlar
Yorum Gönder