GOT (Game of Thrones) biraz sıktı, ikici sezonun sonlarındayım. Ama Tyrion gerçekten başarılı bir karakter öyküsü. Sibel Kekilli ile olan bir sahneden etkinlendim. Zayıf, en zayıf anında aşka sığınmanın verdiği o yücelik duygusunu düşünüyorum. Filmler, romanlar, diziler, şiirler... kurgu olan her şeyde yücelen ama gerçek hayatta ayaklar altına alınan şeyleri sonra. Fikir olarak, hayal olarak bu kadar yükseğe konumlandırdığımız şeyleri neden bu kadar kolay harcayabiliyoruz? Arzu mekanizması ile açıklanabilir mi bu gerçekten? İnsan doğasıyla?

Hiç mi anlamı yok birine sonsuza kadar bağlanmanın? Hiç mi kıymeti yok kalbini doldurup taşıran duyguların? Şefkat göstermenin, koruyup kollamanın, merak etmenin, mutlu olsun diye çabalamanın, sadakat göstermenin, kahır çekmenin, bir sessizliği, bir sofrayı paylaşmanın? Birlikte bir şeyler kurmanın? 

Son zamanlarda derste masaya yatırdığım kitapların teorilerini bir kenara kaldırıp atsak... Basil'in Dorian'a olan saf tutkusu, Adine'in Benno karşısındaki çocukça heyecanı, Werther'in aşık olmanın kutsallığına duyduğu aşk ile bağlandığı Lotte... Ne bileyim işte. 

Bu duygulara, bu duyguların dönüştürdüğü hallerimize -iyi ya da kötü- saygı duymak da mı kalmadı? Birey bu kadar mı ön planda? Acı çekmenin hiç mi kabul edilebilir bir yanı yok artık? Bakıyorum da etrafıma; iki kelimeden uzun cümle kuramayan, muhabbet etme becerisinden yoksun, kişiliği de duygusal zekası da gelişmemiş insanlar yığını... Bencil ve aptal ama inanılmaz özgüvenli, umursamaz, kendiyle dolu. İçlerinde saklı bir şey var diye yaklaştığım anlardaki saflığımdan utanıyorum bazen. Kızıyorum kendime. Değişmek istediğimi söyleyip duruyorum... Ama içimde bir yerde değişmek istemiyorum aslında. Aynı kalmak istiyorum. Bedeli aptal yerine konmak da olsa. Bir yerden sonra boşluğa bakıp kalıyor insan. Karşıdan bir ses geliyor ama... 

İyi ki kitaplar var diyorum sonra, iyi ki sığınabildiğim bir dört duvar var, bir kalem bir kağıt, uyumadan mırıldanacağım dualar. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar