21.14
Değirmendere... Depremin yıkıp tuzla buz ettiği bir mahallede, çocukken oynadığın sokağı aramak. Okulu bulamadık, sokağı tanıyamadık. Meydandaki ahşap heykeller duruyordu ama meydan bambaşka bir yer olmuş artık. Uzun, çok uzun bir sokaktı benim zihnimdeki. İki adımda bitti. Küçükken bize kocaman gelen şeylerin aslında küçücük olması bilinen bir şey tamam ama bu kadarı da fazla sanki...
Aslında 5-6 yıl önce gelmiştim, bir arkadaşımın yanına. O zaman okulu bulmuş, önünde fotoğraf çekilmiştim. Sonra da okuldan yürüyerek sokağı bulmuştum, güzergahı hatırlayabilmiştim zahmetsizce. Çok tuhaftı gerçekten. Sanki hafızam yüzeyde oldukça bulanık ve kaygan, zemin ise beton gibi. Çirkin bir benzetme oldu ama. Her neyse.
Şimdi başka bir şehirde, başka bir sahil kasabasındayım. Memleketin tüm kasabaları birbirine benziyor gerçekten. Apartmanların çirkinliği, sahil çay bahçelerinin zevksizliği, karman çorman marketler, tekeller, üç harfliler. İki kasaba arası yoldaki et lokantaları, köfteciler, ıssız benzinlikler. Denizin yeri çok ayrı tamam, ama denizi olan kasabalar da birbirinin aynısı işte. Karadenizde de öyle Marmara'da da, Ege'de de. Zaman zaman aralarda kalan eski evler oluyor, nasıl mutlu oluyorum onları gördüğümde. Yıkılmak üzere bile olsalar öyle kıymetliler ki. Eli belindeleriyle, kapılarının üstlerindeki eski yazılarıyla, zarif çatılarıyla... Hava çok kötüydü bugün, sürekli yağdı. Yoksa biraz yürümek, yakından bakmak iyi olabilirdi Gemlik sokaklarına. Göçmen çokmuş buralarda. Ne çok hikâye birikmiştir kimbilir. Birazını dinledim teyzemden. Evlerindeki eski kartpostallara, fotoğraflara, gaz lambasına, oymalı mobilyalara baktım uzun uzun. Bunları gördüğümde evdeki tüm İkea mobilyalarımı çöpe atasım geliyor. Ağaç, oymalar, taş baskı örtüler, danteller... Allahım neden böyleyim diyorum, neden 50lerde falan doğmadım ben. Ama o zaman da kesin 100 sene öncesine bayılırdım, mesele geçmiş zamanın ruhu çünkü. Belli bir dönemin değil.
*
Geçen bahsettiğim 3 büyük stres kaynağımın 3ü de bitti. Sonuncusu dün akşamdı. Kardeşimi parmağında alyansla görmek gerçekten çok tuhaf. Dilerim ruhundaki bitmek bilmez huzursuzluk, sevdiği insanla yatışır. Önümde birkaç küçük organizasyon daha var. Halletmem gereken bazı angaryalar. Bunca birikmesi biraz da (!) benim düzensizliğimden. Vitaminsizlik falan bilmiyorum ne kadar suçlu bu hususta. Değerlerim normale dönünce göreceğiz.
*
Saat ne çabuk 9 olmuş. Yorgunum çok.

Yorumlar
Yorum Gönder