Martin Gardner'den alıntıladığım bu bölüm bence kıymetli. Alice Harikalar Diyarında'nın girişinden:
"Yapılmaları zor olduğu ya da yapılmamaları gerektiği için değil, herhangi akıllı bir okurun kendi kendine yapabileceği kadar kolay oldukları için, kaçındığım iki yorum türü var: Alegorik ve psikanalitik yorum. Homeros, İncil ve tüm diğer büyük fantezi eserleri gibi, Alice kitapları da politik, metafizik, ya da Freudcu her türlü sembolik yorumlamaya açıktır. Bu türden bazı bilge yorumlar eğlendiricidir.
Shane Leslie, örneğin, "Lewis Carroll and the Oxford Movement" (London Mercury, Temmuz 1933) isimli yazısında, Alice'te, Victoria dönemi İngiltere’sinin dini tartışmalarının gizli bir tarihini bulmaktadır. Örneğin, portakal marmeladı kavanozu, Protestanlığın bir sembolüdür (William of Orange; anladınız mı?). Siyah ve Beyaz Şövalyelerin savaşı, Thomas Huxley ile Piskopos Samuel Wilberforce'un ünlü çatışmasıdır. Mavi Tırtıl, Benjamin Jowett'tir; Beyaz Kraliçe, Kardinal John Henry Newman'dır; Kızıl Kraliçe, Kardinal Henry Manning'dir; Cheshire Kedisi, Kardinal Nicholas Wiseman'dir ve Gilligis da, "yalnızca, Papalık hakkındaki İngiliz görüşünün korkunç bir betimlemesi olabilir..."
Son yıllarda eğilim, doğal olarak, psikanalitik yorumlara doğru olmuştur. Alexander Woollcott, bir keresinde, Freudcuların Alice'in rüyalarını araştırmadıkları için duyduğu memnuniyeti ifade etmişti ama bu yirmi yıl önceydi ve şimdi, ne yazık ki hepimiz amatör psikiyatristleriz. Bir tavşan deliğinden aşağı yuvarlanmanın ya da bir ayağı bacada, ufacık bir evde kıvrılıp kalmanın ne anlama geldiğini birinin bize anlatmasına ihtiyacımız yok.
Sorun şu ki herhangi bir absürt eser, o kadar çok cazip sembolle doludur ki yazar ile ilgili dilediğiniz varsayımla başlayabilirsiniz ve kolaylıkla etkileyici bir delil bulabilirsiniz. Örneğin, Alice'in, Beyaz Kral'ın kaleminin ucunu yakalayıp onun için karalamaya başladığı sahneyi düşünün. İnsan beş dakika içinde, alt değişik yorum uydurabilir. Bunlardan herhangi birinin, Carroll'in bilinçsizce aklında olup olmadığı tamamen şüphelidir. Daha uygun olan, Carroll'ın psişik olgulara ve otomatik yazıya ilgi duyduğu gerçeğidir ve bu sahnedeki bir kalemin yalnızca kazara kurgulandığı fikri de göz ardı edilmemelidir."
Yorumlar
Yorum Gönder