*Monet
Burada bir gariplik var şimdi. Neyin hayalini kurarız? Sahip olmak istediklerimizin, bizi mutlu edeceğini düşündüklerimizin. Ben bir yerde hata yapıyor olmalıyım. Hayal kurmanın olayını yanlış anlamışım sanki. Şöyle düşünelim. Konfor seviyorsunuz. Hostellerde konaklamak sizi huzursuz eder, koca bir sırt çantasıyla uzun yürüyüşlerin fikri bile yorar, tekerlekli bavullar ve üç yıldız da olsa temiz otellerin insanısınızdır. Ama hayal kurarken bir sırt çantasıyla dünyayı dolaştığınızı, hostellerde konaklayıp yeni arkadaşlıklar kurduğunuzu görürsünüz. Neden? Bir film sahnesinden kopyalanmış gibidir. Aslında arzuladığınız bu deneyimin kazandırdığı duygudur. Bu duygu, sadece hostel ve sırt çantasıyla birlikte kazanılabilirmiş gibi gelir. Hayaller aynı zamanda bir hedef olduğuna göre, ne yapacaksınız şimdi? Biletinizi aldınız, çantanızı hazırladınız, hostelde yerinizi ayırttınız. Sonuç? Bakınız geçen sene Atina.
Kalabalığı hayal edip yalnızken mutlu olmak... Hayalini kurduğun şey kalabalığın kendisi değil aslında. Kabalığın enerjisinin sana iyi geldiği bir dünyayı arzuluyorsun. Ama bir şeyin sana iyi gelip gelmediğine karar veren sen değilsin. Yanlış şeyleri hayal ediyorsan? Aslında neyi sevdiğini, neyi istediğini bilmiyorsan?
İnsan otuz sekiz yaşında da böyle saçmalamaz ya...

Yorumlar
Yorum Gönder