22.14


 Sessizliği, yalnızlığı çok özlemişim. Galiba yalnız yaşamaktan aldığım keyfi kendimden bile saklıyorum. Dün Frankenstein'ı bitirmiştim, bir de yarım kalan bir başka filmi (10 numaralı kamara mı neydi adı) tamamladım. Bu akşam da işten döner dönmez Hayat'ı açtım izledim. Çok uzun zaman olmuştu bir filmi bir oturuşta izlemeyeli. Ne desem bilemiyorum hakkında, iyi bir film sayılır mı sayılmaz mı bilemem elbet ama beni içine çeken şeyler vardı. Olmasa bir solukta bitiremezdim zaten. Neden bilmiyorum ama filmler hakkında yazmaktan da konuşmaktan da çekiniyorum. Sanki ne önemi varsa.

*

Hüseyin'in aldırdığı Hafriyat'a başladım bugün. Çok az okuyabildim, 20 sayfa kadar falan ama o kadar etkilendim ki girişinden. Çok iyi bir metnin içine çekildiğimi hissettim. Bir yandan 100 Dublede Cumhuriyet Tarihi'ni okuyorum, çok tatlı bir kitap. Bu ikisinden de detaylı bahsetmek istiyorum sonrasında.

*

Saat 10 oldu bile, yarın öğrenciler gelecek mi acaba. Derse gideceğim, sonra tik toplantıları var, sonra Neşe ile Kanlıkavak. Haftasonu sınav görevleri, cumartesi akşam anasonlu bir etkinlik, dilerim bu aralarda derelerde de bol okumalı yazmalı çalışmalı sağlığımı bozmayacak şeyler yemeli düzenli sağlıklı bir sürece geçiş... Çünkü ev artık bitti. Yeni hayatım başlayabilir. Yeniden sevebilirim uyumayı ve uyanmayı. Yeniden kapatabilirim telefonları. Yeniden çalıştırabilirim pikabı. Kursa gidebilirim. Gülümseyebilirim. Umutlu konuşabilirim. Ne bileyim böyle şeyler işte.

*

Bundan sonra yazmaya başladığım değil yazmayı bitirdiğim saati yazacağım başlığa.

*

Böyle iyi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar