14.29/20.08

 


HBO'ya Zeki Demirkubuz filmlerinin tamamı gelince, elim onlara gitti. Hayat'ı hep izlemek istemiştim, ondan başladım. Sonra izlemediğim Kor. Sonra Kader ve Masumiyet'i tekrar izleyesim geldi. Daha önce iki defa izlemiştim ama kimbilir ne kadar zaman geçti üzerinden. Kader'i izledim önce. Yine sevdim. Masumiyet'i belki bugün belki birkaç gün sonra izlerim. 

*

Sınav görevlerinde bana zor gelen sadece hiçbir şey yapmama hali değil. Küçük sohbetler. Bunların gözümde ve içimde bu kadar büyümesi çok anlamsız. Bazen sosyal olma halinin sadece zihnimde güzel olduğunu, aslında bundan nefret ettiğimi düşünüyorum. Tanımadığınız insanların karşısında zulme dönen bir performans kaygısı. Hadi diyelim onları bir daha nerede göreceksin. Ama bu hiçbir zaman bir teselli olmuyor benim için. Önemli olan daha doğrusu tek önemli olan bu değil ki. Bir başkasının zihninde istemediğim bir forma dönüşmek istemiyorum. Başkalarının zihnini elbet kontrol edemeyiz ama kendi zihnimizi de kontrol etmek hiç kolay değil. Bu bize ağır geliyorsa, geliyordur. Sürekli görüştüğümüz insanlarla da hissediyoruz elbette performans kaygısını. Alışkanlık bir güven ortamı yaratıyor elbette ama bu yine de kaygının kaybolmasına engel olmuyor. Bazen, birden, biri fişimi çekmiş gibi hissediyorum mesela. Hemen o an yalnız kalmak, evime dönmek istiyorum. Derste, konferansta, sinemada, dost meclisinde... fark etmiyor. 

*

Bunları bir kağıt parçasına yazıyorum, sonra bloga geçireceğim. Ve kağıttaki yerim bitti maalesef.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar