00.34

 Ankara. Yine. Bu sefer arabayla. Yoruluyorum ve sıkılıyorum artık. Podcast dinleme işi iyi oluyor, dikkatim dağılmıyor, dalıp gitmiyorum uzaklara. Direksiyonda dalmak sık başıma gelen bir şey olduğu için korkuyorum da. Didik didik Freud diye bir podcast açtım, H. önermişti. Daha önce duyduğum ama ilgimi çekmediği için dinlemediğim bir seriydi. Freud'un biyografisi üzerinden ilerleyen bir program. Sevdim, zamanla açıldı. 4. bölümü bitiremeden vardım eve. Gerçi arada müzik dinlediğim yerler de oldu. Kahve molası falan derken... 

Bu hafta Palto ve Katip Bartleby anlattım. Bol bol Türkiye'deki memurları örnek verdim, sistemi, hayatımızdaki yerini... Öğrencilerin ilgisini çeken metinler seçeyim diye sık sık okuma listemi değiştiriyorum ancak her sınıfın enerjisi de ilgisi de başka oluyor. Bu kadar öğrenci odaklı olmak iyi değildir belki de. Haftaya Alice Harikalar Diyarında var. En sevdiklerimden biri. Tekrar okuyorum, çoğu detayı unutmuşum. Bu sefer daha detaylı alıyorum notlarımı ki ilerleyen senelerde kullanayım. Yoksa her seferinde aynı kitapları yeniden yeniden okumak... Gerçi iyi de oluyor bir yandan. Bilemedim. Bu sene 40 saat ders almak pek iyi olmadı, yetişemiyorum. İkinci dönem birkaç tanesini bırakacağım. 

Tarih ve Talih diye bir romana başladım. TDK baskısı, birkaç yıl önce ödül almış. Hoca önerdi. Şaşırtıyor beni okudukça. Bakalım neler çıkacak. Yalnız kitabın baskısı çok kötü. Roman gibi değil ders kitabı gibi basmışlar, ne büyük hata. İnsan hiç keyif alamıyor. Kapak tasarımı falan da ayrı kötü. Ne kadar etkileniyoruz böyle şeylerden. Kağıt kalitesi, punto büyüklüğü, kitap boyutu, kapak tasarımı... Fincanın içtiğimiz kahvenin/çayın tadını etkilemesi gibi. Kağıt bardakta Türk kahvesi mi içilir mesela... Su bardağında latte. 

Esat Mahmut'ta bazen çok iyi ilerliyorum, günde 15-20 sayfaya çıkabiliyorum. Bazı günler ise hiç açamıyorum. Bir bitirsem öyle rahatlayacağım ki. Sonrası için başka güzel planlarım var. 

Boynum için fizik tedavi doktoruna gittim dün. Boynum düzleşmekle kalmamış, kavis olması gerekenin ters yönüne doğru bükülmüş. Kambur olacağım yakında. Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, özel yastık, fizik tedavi, iğne tedavisi bilmem ne, yazdı da yazdı. Sigortam karşılamazsa zor o tedaviler de... Her şey sınıfsal işte her şey. 

Yapmam gereken çok şey var lakin Ankara'ya gelmişken evde oturmak istemiyorum. Kızılay'a gidesim geliyor, arkadaşlarımı göresim, kitapçıları dolaşasım. Bilmiyorum artık sabah ola hayrola...

Bugün de böyle bitti işte. Cumartesiye resmi olarak giriş yapmışız bile. O zaman cumartesi şarkısı ekleyeyim madem giderken:


 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sivas Yolculuğuna Dair Bazı Mülahazalar