231020205
Rüya. Asfalt, yepyeni, tertemiz bir yol. Çizgileri bile yeni çekilmiş sanki, bembeyaz. Tepeden, uzaktan izliyor gibiyim ama aslında arabanın içindeyim. Bir video oyunu gibi yani. Yolun sol tarafı parçalanarak, daha doğrusu ikiye yarılarak kopuyor. Beyaz, eski bir araç düşüyor hatta. Ama sanki doğal, sıradan bir şey gibi. Yine de o gerginlik, korku, endişe ama bir yandan kabulleniş. Babamın sesi geliyor arkadan, uyarılar eleştiriler komutlar...
Anlattım. Temiz, düzgün, pırıl pırıl her şeyi parçalamanın bir yolunu buluyorsun dedi. Bir tarafın yaparken bir tarafın yıkıyor. Haklı. Değişen tek şey artık pes etmiş olmam. Öfke yok, isyan yok, gözyaşı yok. Kabulleniş. Yapacak hiçbir şeyin olmadığını, özgür iradenin bir şehir efsanesi olduğu gerçeğini idrak. Bu da bir şeydir. Hatta güzel bir şeydir.
Hayat gailesi. Sürekli yemek yemek yemek. Diz kapaklarında biriken bir ağrı. Raflarda karmakarışık kitap yığınları. Ne kaldı? Açılmamış birkaç koli. Balkon. Mutfak. Vestiyer. Avizeler. Kredi kartının katlanan ederi. Eksiye düşen bakiyeler. Eksikleri asla bitmeyecekmiş gibi hissettiren odalar, sızdıran musluklar, hâlâ duvara asılmayı bekleyen bir saat.
Zamanla ısınacak mı üstüme gelen duvarlar?
Yorumlar
Yorum Gönder