22.04
*
Nevada'yı ödünç aldım Neşe'den. Hiç huyum değildir aslında ama bu seferlik deneyebilirim dedim. Lakin bir türlü odaklanıp başlayamadım. Sanki zihnimi ev işlerinden ayırsam, kitaplara gelene kadar geçen yolculuğunda hiç istemediğim bir yere düşecekmiş gibi bir korku. Günlük hayhuy güvenli, güzel. Son zamanlarda biraz bunaltsa da düşünmek istemediklerimden uzak tuttuğu sürece memnunum, beynim uyuşana ve gözlerim kızarana kadar evin iğne ipliğiyle ilgilenebilirim. Yarın trende okurum belki. Bu ara ne çok gidip geldim, haftaya tekrar hatta. Olsun. Ne demişti Barış Bıçakçı, "hareket etmezsen acı üzerinde birikir." Bu cümleyi de ne çok alıntılamışımdır, rahatsız etti birden.
*
Şöyle bir cümleye rastladım gereksiz bir yerde:
Bir başkasının senin hakkında söylediği kötü bir şey, hakkında böyle şeyler düşünüldüğü/söylendiği için değil, asıl sen öyle düşündüğün için seni üzermiş.
Doğru olmadığına emin olduğumuz şeyler sahiden nasıl geçip gidiyor üstümüzden, umrumuzda olmuyor. Yani çoğunlukla. (Ortada bir haksızlık, bir iftira olan durumları burada konu dışı tutmalıyız elbette.) Kavgalarda en çok kızdığımız, sesimizin yükseldiği şeylere dikkat ettiğimizde de benzer şeylerle yüzleşeceğiz aslında. Tüm dünya kendimizle kendiliğimiz arasında sahiden. Ne zor, ne zahmetli, ne yaralayıcı. Ama sonuçta hayat böyle bir şey.
*
Tekrar -azar azar da olsa- buraya yazabildiğim için memnunum. Görünür olmaktan utanma meselesini aşabilirsem, belki yeniden öykü yazma ve yayımlama cesareti bulabilirim kendimde. Tüm bunlar onun için aslında. Belki tüm yaşananlar da.

Yorumlar
Yorum Gönder