20.12
Bu akşam da kitaplığın düzensizliğine takıldı kafam. Ek raf alıp kitaplığı daraltımak iyi fikir değilmiş. Can yayınları dışında üst iki rafa sığan yok. O zaman tasnif edemiyorum ki. Geçen sefer bir şekilde yolunu bulmuştum. Keşke tek tek raflarımı fotoğraflasaymışım. Şeytan diyor yayınevlerine gör diz, hem yer de kazanırsın. Ama fikri bile öyle rahatsız ediyor ki. Bu kadar kitabın içinden çıkılmaz, mümkün değil. Yardım istemenin şakasını çok yapıyorum da asla gerçekten yardıma çağırmıyorum kimseyi. Bu sefer bunu aşmam gerekecek sanırım. Zira dağınık ev dağınık zihin benim için. Sağlam bahane, evet. Bir raf Tanzimat için bir raf Servet-i Fünûn. Peşinden Millî Edebiyat rafı. Cumhuriyet biraz daha karışık, çok kronolojiye girmeden. Yok yok, bırak şimdi bunları, sırası değil. Yardımsız asla. Buluruz başka bir şey sana.
*
Bugün Usher Evi'nin Çöküşü'nü anlattım. Okuyan sadece iki üç kişi. Kimsenin umrunda değil. Edebiyat öğrencisi olmayanlara edebiyat anlatmak eğlenceli olur sanmıştım, ne büyük yanılgı. Kendimi lisede resim öğretmeni gibi hissediyorum, boş ders muamelesi. Birden aklıma bizim resim öğretmenimiz geldi şimdi, ne değişik bir kadındı. Lise hazırlıktaydık, kısa mavi saçları vardı. Bayram resimleri çizdirmezdi, sanat akımlarını anlatırdı. Büyük nimetmiş. Ama 15-16 yaş için biraz erken belki. Yine de 23 Nisan boyaması yapmaktan iyidir. Üniversitedeyken edebiyat kulüplerine hep edebiyat bölümü dışından öğrenciler gelirdi, daha heveslilerdi. Aile zoruyla mühendislik, hukuk, işletme yazan çocuklar için bir sığınak. Heyecanla şiirlerden, yeni çıkan kitaplardan bahsederdik. Şimdiyse kafasını sıraya dayayıp uyuyanlar, "kasma hoca ya" altyazısı geçen bakışlar... Her şeyin ucuzlaştığı bir çağda bilimin ve sanatın ayakta kalmasını beklemek saçmaydı zaten. Belki ikinci dönem de girerim ama devamı gelmez. Yazık vaktime. Hele de cuma sabahıma. Bak yine aklıma geldi Mahcubiyet ve Haysiyet. Canım Elias Rukla.
*
İlahi Komedya, Burun, Palto. Önümüzdeki hafta. Ben gerçekten doğru işi mi yapıyorum? Bazen kitap okumayı artık sevmediğimi düşünüyorum. Ne kadar çirkin bir dünya, ne kadar sıkıcı ve sıradan, hastalıklarla, savaşlarla, acılarla, haksızlıklarla, çaresizliklerle dolu.

Yorumlar
Yorum Gönder